Sosyal Medyanın Siyasi Seçimlere Etkisi

İnternet teknolojisinin Web 1.0’dan Web 2.0’a geçmesiyle internetin hayatımızdaki rolükatlanarak arttı. Kısaca özetlenecek olursa, Web 1.0 olarak bahsedilen teknolojide,kullanıcılar internet sayfalarında seyirci iken Web 2.0 teknolojisi ile kullanıcılar internetsayfalarının besleyicisi ve katılımcısı oldular. Sosyal ağlar olarak bilinen Facebook, YouTube, Twitter, Linkedin gibi internet markaları bu teknolojinin en popüler ürünlerihaline geldiler.

Sosyal ağların ulaştığı insan sayısına ve kullanımlarına bakıldığında sosyal medyanınçok büyük bir güç olduğunu görebilirsiniz. İnternette görüntülenen sayfaların yüzde20’si Facebook sayfası. Dünyada yaklaşık 1 milyar Facebook kullanıcısı var ve günlükortalama gezinme süresi kullanıcı başına 20 dakika. Diğer büyük aktör Twitter ise 500milyon civarında
kullanıcıya sahip ve üzerinden günde ortalama 1.7 milyon mesaj gönderiliyor. YouTube günde ortalama 2 milyar kez görüntüleniyor. Sosyal medya araçlarınınistatistikleri büyüdükçe, gündem oluşturma kapasiteleri de artıyor. Geleneksel medyada, sosyal medya hakkında çıkanhaber sayısı 2007 yılında 3 bin 500 civarındayken, 2011 yılında 60 binin üzerine çıktı. Sosyal medyanın kullanımı arttıkça,halka ulaşmak için oldukça ucuz ve kolay bir yol olarak siyasi seçimlerde de propaganda aracı olarak kullanılmasıkaçınılmaz hale geldi.

Uzmanlar 2008 yılındaki Amerika seçimlerinde, sosyal medyanın Obama’nın oylarına yüzde 8 civarında etki ettiğini belirtiyor. Sosyal ağların kullanımının artmasıyla birlikte 2012 yılındaki ABD seçimlerinde bu oranın yüzde 10’un üzerineçıktığı tahmin ediliyor. Obama bu potansiyeli görmüş olmalı ki 2012 yılındaki seçimlerde startı sosyal medya üzerindenverdi.

Obama, sanal âlemde yürüttüğü seçim kampanyasına 2008 yılındaki seçimlerde 16 milyon Dolar bütçe ayırdı. Bunun 8 milyon Dolar’ını sosyal ağlar için harcayan Obama, gönüllüler, reklamlar ve diğer yollar aracılığıyla buraya harcadığı paradan çok daha fazlasını bağış olarak geri topladı. Sosyal ağlara verilen para sadece oy getirisi değil, aynı zamanda bir yatırım aracı vazifesi de görmüş oldu.

Obama, resmi internet sitesi üzerinden bağışçı ve gönüllülerle buluşuyor. İnsanlar gönül verdikleri liderin yanında, gönüllü olarak çalışmak istediklerini söylüyorlar. Doğrudan bağışta bulunuyorlar ya da o partinin armasını, sloganını, liderin fotoğrafını taşıyan şapka, t-shirt, kol bandı, çorap, şort vs. gibi ürünleri satın alarak destek veriyorlar. Sonra üzerinde parti sloganı olan o ürünleri giyerek sokaklarda geziyorlar. Hem gönüllü reklam taşıyıcısı hem de bağışçı oluyorlar.

Obama 2012 seçimlerinde kampanyasının startını kendisinin görsel olarak yer almadığı kısa bir video ile Youtube üzerinden verdi. Bu videoda Birleşik Devletlerin farklı yerlerinden farklı
insanların Obama’ya duydukları sempatiye yer veriliyordu. Böylece Obama; ilk etapta karşıtlarına kendi yüzünü göstermeyerek, onların sevmedikleri yüzü onlardan gizleyerek ilk mesajını veriyordu. Bu, videonun sonuna kadar izlenebilmesi için ince ve önemli bir ayrıntı olarak düşünülmüştü.

İstatistikler, Amerika seçimlerinde sosyal medyada birçok rekorun kırıldığını ortaya koyuyor. Seçim günü Twitter üzerinden seçimle ilgili yaklaşık 32 milyon mesaj gönderildi. Fotoğraf paylaşım sitesi Instagram ise Obama’nın başkan seçilmesinin ardından sadece bir kaç saat içinde 250 binden fazla seçimle ilgili fotoğraf paylaşımına sahne oldu. Obama’nın “Four more years” (Dört yıl daha) dediği Twitter mesajı yaklaşık 1 milyon kere paylaşıldı ve bugüne kadar en çok paylaşılan mesaj oldu. Türkiye’de bilinen internet sitelerinin dışında Çin’in kendine özgü Twitter benzeri Weibo sitesinde ise 6 Kasım ertesinde Amerika seçimleriyle ilgili 25 milyondan fazla mesaj paylaşıldı.

2008 yılında yürütülen kampanya ile kırılan sosyal medya rekorları, 2012 seçimlerinde egale edildi. 2008 yılında sadece son 4 günde yaklaşık 3 milyon seçmen araması gerçekleşmişti. Yine kampanya süresince 3 milyonu aşkın SMS üyesine ve yaklaşık 15 milyon e-posta üyesine kampanya ile ilgili mesajlar gönderilmişti. 2012 seçimlerinde eski verilerin üzerine yenileri de eklenerek daha geniş bir kitleye bu çağrılar yapıldı. Bütün ülkelerde kararsız ve ilgisiz seçmenlerin sayısı azımsanmayacak bir oranı gösteriyor.Obama, bu kitleyi seçti ve bu kitleye kendisini ve partisini anlatmayı hedefledi. Böylece hemseçime katılımı artırdı hem de bu oyların çoğunluğunu lehine çevirmeyi başardı.

Gücünü insandan alan bu iletişim kanallarının geleneksel iletişimden farkı; çok hızlı, gönüllülüğe dayalı olması ve bu nedenle etkili sonuçlar doğurmasıdır. Geleneksel olan gazete, radyo, tv gibi yayınlarda insanlar edilgen durumda olduklarından kendi fikirlerini,  heyecan ve tepkilerini etkin bir şekilde paylaşamazlar. Bireyin etken olduğu, bilinçli olarak fikirlerini paylaşma ve başka insanlara duyurma isteği sosyal paylaşım sitelerinin gücünü artırıyor. Eskiden siyasetçiler konuşur, halk dinlerdi. Yeni siyaset anlayışında, iletişim teknolojilerinin hayatlarımızı şekillendirdiği günümüzde artık halk da söz hakkı istiyor, konuşuyor, yorum yapıyor, itiraz ediyor, tartışıyor. Ya onaylıyor ya da niçin desteklemediğini blogunda, Facebook ya da Twitter sayfasında tüm cesaretiyle yazıyor. Yazmakla kalmıyor kendisi gibi düşünenlerin sayısını artırmak için yoğun çaba harcıyor. 2008 yılında Obama’yı destekleyen 400 binin üzerinde blog yazısı yazıldı. İnsanlar bu iletişim mecralarını sadece eğlence için değil, geleceklerini tayin eden politikacıları konuşmak, tartışmak ve değerlendirmek için de kullanıyorlar. Artık anketler yerine sosyal ağlardaki mesajlar, ziyaret sayıları, takipçi sayısı gibi istatistiksel parametrelerle insanların yönelimlerini tahmin etmek mümkün hale geldi.

Sosyal ağ kullanıcılarının ülkenin hatta dünyanın her tarafına dağılmış olması, her türlü eğitim ve gelir düzeyinden kişilerden oluşması, etnik köken, dini inanç ve cinsiyet çeşitliliğine sahip olması elde edilen verilerin gerçeğe oldukça yakın sonuçlar doğurmasını sağlıyor. Obama’nın rakipleri 2012 seçimlerinde kampanyayı Obama ile aynı çizgide götürmek istediler. Sanal ortamdaki popülariteleri Obama’ya göre oldukça geride kalan diğer adaylar, bu popülariteye paralel seçim sonuçları elde ettiler.

Rusya ve Çin gibi medyanın tamamen iktidarın kontrolünde olduğu ve muhalif seslerin duyulmadığı ve eleştirilerin yayınlanmadığı ülkelerde sosyal medya kilit rol oynamaktadır. Rusya’da halkın yüzde 60’ı sosyal medya ürünlerinden en az birini aktif olarak kullanıyor. 2007’de yüzde 64 olan Birleşik Rusya Partisi’nin oyları, 2011 yılında yüzde 49.5’e geriledi. 15 puanlık bu büyük düşüşte, muhalif Komünist Parti’nin sosyal medyadaki etkin çalışmalarının önemli bir rolü bulunuyor. Arap Baharı sürecinde Tahrir Meydanı’nda toplanan büyük kalabalıklar da, Tunus, Yemen, Libya vb ülkelerdeki protestocular da, ekonomik buhrana sebep olan finans şirketleri ve büyük holdingleri Wall Street’te protesto eden Amerikalılar da sosyal medya üzerinden organize olmuştu. Bu olaylardan sonra, ağızdan ağıza pazarlama anlamına gelen Viral Marketing, tüm dünyada büyük şirketlerin kendi ürünlerini pazarlama stratejisine dönüştü.

Facebook kullanıcı sıralamasında dünyada 3’üncü, Avrupa’da 1’inci sıradayız. Twitter’da iseüye sayısında dünyada 11’inci sırada yer alıyoruz. İnternet erişim oranı yüzde 45 olan Türkiyeiçin, bu istatistikler göz önüne alındığında, sosyal medya, halk için yapılan siyasetin ayrılmazbir parçası olmalıdır.

Yasamada Sivil Toplum Kuruluşları: Dr.İrfan Neziroğlu

İrfan Neziroğlu’nun yasamada STK etkisi üzerine sunumundan özetlenmiştir.
Konuşmasına yasama süreçleri ile başlayan Neziroğlu, sunumunun devamında sivil toplum kuruluşlarının yasamada nasıl aktif rol alabileceğinden ve TBMM’de STK’ların etkisinin artırılmasına yönelik yapılan çalışmalardan bahsetti. Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını da özenle yanıtlayan İrfan Neziroğlu’na salt bizler için Ankara’dan gelerek gösterdiği nezaketi ve keyifli sohbeti için teşekkür ederiz.

Konuşmadan bazı kısımları okuyucularımız için özetledik.
Dr.Neziroğlu’nun başkanlığında mecliste diğer ülke parlementolarıyla meclis başkanı ve milletvekili ilişkilerinin yanı sıra başka parlementolara eğitim  düzenlenmekte ve kalıcı yasama ilişkileri kurulmaktadır. Bu kapsamda meclisimiz Azerbaycan, Suriye, Gürcistan, Arnavutluk, Makedonya, Bosna Hersek gibi ülkelerle bilgi alışverişi yapılmıştır.STK’ların yasamada etkin olamamasını, geçmişten gelen devlet ve STK’lar arasındaki uzaklıktan kaynaklanmasına bağlayan Neziroğlu, “Geçmişte devlet bir uçtaysa , STK’lar diğer uçta oldu. Bu algı sorunu yeni yeni aşılmaktadır.” Diyerek özetledi.

Gündemi belirleyebilirsiniz
Sayın Neziroğlu STK’ların yasamada etkinliği için önemli teknik bilgileri ise şu sözlerle paylaştı.Yasama sürecinde danışma kurulu, parti grupları ve başkanlık divanı etkin rol alıyorlar. Salı günü siyasi parti gruplarının isteği üzerine gündemi belirlemek amacıyla danışma kurulu toplanıyor. Parti grubu  meclis araştırmasının, soru önergesinin ya da bir kanunun görüşülmesinin, ön sıraya çekilmesi gibi aksiyonların alınmasını da sağlıyor. Genel kurulun gündemini iktidar partisi grubu belirlemektedir. Muhalet partilerinin gündeme getirmek istedikleri konu ancak iktidar partisindeki başkan vekilini ikna ettikleri zaman olur. Onun dışında muhalefet partisi grubu gündemi belirleyemez, gündemi iktidar partisi belirler. STK’lar gündeme getirmek istedikleri konuyu iktidar grubunu ikna ederek gündeme taşıyabilirler. Gündeme taşınmasa da, hazırlandığınız konuda bir milletvekili aracılığı ile ya da doğrudan herhangi bir parti grup başkan vekili ile hazırlandığınız konuyu genel kurula taşıyabilirsiniz. Genel kurulda uzlaşma sağlanmasa dahi, danışma kurulu veya grup önerisi ile meclise herhangi bir konu taşıdığında dört milletveklili toplam 40 dakika bu konu üzerinde konuşuyorlar. Böylece 1 saate yakın sizi konunuz üzerine müzakere yapılmış oluyor.

Kanun tasarılarında STK olarak aktif olabilmek mümkün
STK lar Meclise kanun tasarısında da bulunabilirler. Örneğin trafikle alakalı bir konuyu çalışıp trafik kanununda değişiklik talebiniz varsa, bu konuda ulaştırma bakanlığı ile temasa geçebilirsiniz. STK’ların düştüğü bazı yanlışlıklar var.  Öncelikle, STK oldukça hazırlıklı olmalı, yeterince araştırma yapmış olarak  görüş bildirmelidir. Kanunları kendilerinin değil TBMM’nin yapacağının bilincinde olmalı, kendisi yapacakmış gibi bir beklentiye kapılmamalıdır. Aynı konu üzerinde, diğer STK’lar ile görüş birliğine varmalıdır. Aksi durumda STK’ların hepsi kendi talepleri doğrultusunda hareket ettiğinde sonuç almaları zorlaşmaktadır.

Bakanlıklar kanun tasarılarını tartışmaya açmıyorlar
Kanun düzenlemelerinde STK’ların görüşlerinin alınması yeni çıkarılan mevzuata göre yasalaştı ancak henüz sağlıklı işlememektedir. Bakanlıkların da tasarıları internet sayfalarından açıklayıp, görüş almaları mümkün ancak adalet bakanlığı haricinde pratikte uygulayan bir bakanlık malesef yok. Yasamaya dönük bu tarz kurumsallaşmalarda sıkıntı var, STK olarak oldukça ısrarcı ve bakanlık bürokratlarının bu konudaki dikkatlerini çekmeniz gerekmektedir.

Önerilerinizi mutlaka meclise bildirin
Hiç olmazsa meclis başkanlığına kanun teklifi olarak sunulup ne olacağını görmelisiniz. En azından komisyonda görüşülür, burada sabretmek ve bu konuda elinizden geleni karşılığı olmasada yapmak gerekir.Meclis kayıtlarına geçmesi de önemlidir. Komisyonlara gelen talepler araştırılıyor bu da belli bir vakit alıyor bu süreçte de STK meclise teknik destek sağlanmalı.Gündem dışı bir konuyu da bir milletvekili aracılığıyla mecliste konuşulmasını sağlayabilirsiniz.

Kanunlarda neden eksiklik ve çelişkiler oluyor?
Meclisimizde kanun tasarıları çok hızlı ele alınıp yeterince üzerinde konuşulup tartışılmadığı için kanunlarda bazen eksiklikler oluyor.  Örneğin, Ceza Kanunu, Medeni Kanun gibi konularda komisyonlar üç dört yıl üzerinde konuştukları için onların durumu daha farklı ve kanunlar yeterince süzülerek belli olarak belirlenmektedir.Ancak diğer konularda, meclis yeterince üzerinde konuşamıyor. Bu durumlarda STK desteği ile bu eksiklikler giderilebilir, hata maddeler daha kanunlaşmadan STK sayesinde STK’nın görüşü doğrultusunda toplumun ihtiyaçlarına daha uygun hale getirilebilir.