Başlangıç > güncel, gündem > Demokratik Açılım’a kim ne diyor?

Demokratik Açılım’a kim ne diyor?

Kürt açılımı, demokratik açılım, toplumsal barış ve kardeşlik süreci…Hükümetin konuyu  ilk dillendirdiği günden bugüne 4 ay geçti. Ortada Kandil’den ve Mahmur’dan gelenlerin serbest bırakılması dışında somut bir aksiyon yok. Yapılmış olan aksiyon ise toplumun 90 %’ ını rahatsız etti. Açılımı, Türkiye’nin önde gelen siyasi kuruluşları nasıl değerlendiriyor? Bu sorunun cevabını halkın büyük çoğunluğu net olarak bilmiyor.  Bu konuda hangi kurum ne yapmak istiyor, yorumsuzca ele alalım.

AKP

Hükümetin, Kürt açılımı konusundaki “kırmızı çizgileri” de var. Bunlar, genel af ve ana dilde eğitim. Bu çerçevede, Kürt alfabesinde yer alan harflerin, şu andaki mevcut alfabeye dahil edilmesi de düşünülmüyor. Kürt açılımı konusunda atılacak adımlar, Anayasa’nın ilk üç maddesine, aykırı olmayacak. Ayrıca üniter yapıya aykırı hiçbir adım atılmayacak. Ak Parti açılımı maddeleştirmek yerine, bunun bir süreç olarak uygulanmasını arzusunda. Ancak teslim olanlara iş verilmesi, para ödenmesi, ev alınması gibi dolaşan söylentilerin tamamen asılsız olduğunu bugün başbakan açıkladı. Zaten hükümet böylesine hassas bir konuda, acemice atılan ilk adımın cezasını çekiyor. Bu nedenle süreci oldukça yavaş ilerletme yanlısı olduklarını düşünüyorum. Yapılması planlananlardan bazıları şöyle;

• Cezaevlerinde Kürtçeye izin (Bu adım, Adalet Bakanlığı tarafından yapılan bir yönetmelik değişikliği ile zaten hayata geçirildi)
• Vatandaşlık hakkı- Silahlı eyleme karışmayan Kürt kökenli kişiler İçişleri Bakanlığı’nın önerisiyle Türk vatandaşlığını yeniden kazanabilecek.
• Kuzey Irak’taki Kürt yönetimiyle işbirliği yapılarak, Mahmur kampının boşaltılması sağlanacak. Kandil’in boşaltılması, burada silahlı militanların bulunması nedeniyle daha sorunlu. Bu konuda da Türk Ceza Kanunu’nun etkin pişmanlığı düzenleyen 221. Maddesinde değişiklik yapılarak, geri dönüşlerin kolaşlatırılması gündemde.
• Başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere tüm cezaevlerine AB standartları getirilecek. Diyarbakır cezaevinin boşaltılması da gündemde
• Taş atan çocuklar hapse değil, rehabilitasyona- Doğu ve Güneydoğu’daki gösterilerde polise taş attıkları için 30 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan 115 çocuk ile daha sonra bu duruma düşeceklere cezaevi yerine rehabilitasyon kapısı açılıyor. Hükümet, terör suçlarında cezaları artıran hükümlerin 18 yaşın altındaki çocuklara uygulanmamasını öngören yasa değişikliği taslağını TBMM’ye getirdi bile. Bu çerçevede, yargılanan çocuklar için istenen cezalar yarı oranında düşecek. Çocuk Koruma Kanunu’ndaki koruyucu hükümler, terör davalarında da uygulanacak. Tüm çocuklar, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde değil çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanacaklar.
• Özel Televizyonlarda da 24 saat Kürtçe yayın- RTÜK yaptığı bir yönetmelik değişikliği ile, TRT şeş’ten sonra, özel televizyonların da 24 boyunca Kürtçe yayın yapmalarının önünü açtı.
• Yerleşim yerlerine Kürtçe isme izin- Bu konuda adımlar atılmaya başladı bile. Doğu ve Güneydoğu’da adı sonradan Türkçeye çevrilen yerleşim yerlerine eski isimlerini kullanma izni verilecek. Bu konuda yapılan değişikliklere mülki idare daha şimdiden itiraz etmemeye başladı. Bu çerçevede küçük yerleşim yerlerinde ilk isim değişiklikleri de yapılmaya başlandı.
• Yerel yönetimler güçlendirilecek- Açılımın en kapsamlı maddesi bu. Halen TBMM’de tartışılmayı bekleyen yerel yönetimlerde reform yasası gözden geçirilerek, merkezi yönetimin birçok yetkisi yerel yönetimlere geçirilecek. Böylece belediyeler daha güçlü hale gelecek.
• Yeniden yargılanma imkanı geliyor- Yine hükümetin TBMM’ye ilettiği yasa değişikliği taslağı ile daha önce Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasını engellemek amacıyla getirilen ve sonra başka dosyaları da etkileyen hüküm kaldırılıyor. Böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yeniden yargılama kararı verdiği 208 dosyanın mahkemelere gönderilmesinin önü açılacak.
• Açılım çerçevesinde, ifade özgürlüğünün genişletilmesi de gündemde. Hükümetin üzerinde çalıştığı bir başka madde, TCK’nın ifade özgürlüğünü düzenleyen 216. maddesi. Değişiklik ile, ifade özgürlüğünün sınırlarının geliştirilmesi planlanıyor.
• Kürtçe seçmeli ders olabilir- Hükümet, eğitim dilinin Türkçe olmasından hiçbir şekilde taviz vermeyecek. Ancak Kürtçenin de, tıpkı İngilizce, Fransızca gibi “seçmeli ders” olmasının önü açılacak.
• Üniversitelerde Kürtçe enstitüleri ya da Kürt Dili ve edebiyatı bölümlerinin de kurulmasını önü açılacak.
• Siyasetçilere, anadilde propaganda hakkı verilmesi gündemde. Bu konu zaten Avrupa Birliği ilerleme raporlarında da sürekli eleştiriliyordu. Şimdi hükümet, Siyasi Partiler Kanunu’nun, ‘Azınlık Yaratılmasının Önlenmesi’ başlıklı maddesi değiştirerek, bu durumu düzeltmeyi planlıyor. Böylece siyasetçiler, seçim propagandası sırasında
mitinglerdeki konuşmalaında, kullandıkları pankart, levha, broşür ve beyannamelerde Kürtçe’yi de kullanabilecekler.
• “Ortak tarih” adımı- Bu çerçevede, ilk ve ortaöğretimde tarih derslerinde müfredat değişikliği gündemde. Bu çerçevede tarih kitaplarında Kürtleri yok sayan ifadeler değiştirilecek.

CHP

CHP bu konuda SHP’nin 1990 yılında hazırldığı raporu istemeyerek de olsa kabullendi, arkasında olduklarını belirtti. CHP 1999 yılında ikinci bir rapor yayınlamıştı. Mevcut yönetimin yayınladığı raporun bu süreç içinde geçerli olduğu bildirildi. CHP hükümete destek  vermeyecek.  Raporlar uzun olduğu için dosya oalrak yükledim.

CHP Raporu

SHP Raporu

 

MHP

MHP açılım sürecine baştan beri kesin olarak karşı çıkarak, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne bir tehdit olarak gördüğünü açıkladı. “MHP için konu bir daha görüşülmemek üzere kapanmıştır” diyerek kapılarını kapattı. Devlet Bahçeli, 4 maddelik MHP açılımını şöyle açıkladı.

1- Yurt içinde ve yurt dışındaki tüm teröristler teslim olmalıdır…
2- Tamamı yargılanmalı ve gereken cezalar verilmelidir. Veriecek cezalara razı olmalılardır.
3- Dağa çıkışlar engellenmelidir…
4 -Yokluk önlenmelidir. Bölgeye yönelik ekonomik yatırımlar yapılmalıdır.

 

DTP

Meclise temsil edilen bir siyasi partinin resmi internet sayfasının olmamasın büyük bir eksilkik olarak görüyorum. DTP bu konuda İmralı’nın muhatap alınmasını ve 15 Ağustos’ta İmralı’nın açıkladığı maddeleri hükümetin referans alması gerektğini açıkladı. İmalı raporu bilinmiyor. Yine Ahmet Türk ve Emine Ayna’nın açıklamalarıda ki tutarsızlklar, mitinglerde ve meclisteki konuşmalar arasındaki tezatlar nedeniyle de net bir şey yok. Anayasanın değişmesi konusunda tüm parti hemfikir. Ahmet Türk’ün açıklaması ise şöyle;

- Devletin zihniyet dünyasında değişiklik yapmadan sorun çözülmez
- Halklar arasında çatışma olmaması kazanımdır
- İçi boşaltılmış kardeşlik söylemleri sorunu çözmez

- Kimsenin bayrakla, sınırlarla bir sorunu yoktur olamaz
- Ülkenin ortak dili Türkçedir. Türkçe olmaya da devam eder. Kendi anadilinde eğiim yapacaklar için de Türkçe ortak değer olarak korunur
- Sorunun artık askere havale edilmemesi ve ölümlerin durması adına süreci destekledik. Ama hükümetin askeri operasyonda ısrarı ölümleri durdurmadığı gibi süreci ilerletemedi.
- Siyasi ve ekonomik rantları için bu acıların sürmesini isteyenlere karşı demokrasi mücadelemiz sürecek
- Demokrasi ekonomisiz, ekonomi demokrasisiz olmaz

 Yorumsuz…

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.