Başlangıç > Engel, Çocuk > Engel-Angel

Engel-Angel

Yazının başlığındaki Angel, Melek sözcüğünün ingilizce’de karşılığıdır. Her ne kadar bu yazı engelliler haftasını ıskalasa da, bu sorun ıskalanmayacak kadar büyük.

Bugün Türkiye’de kaç engelli var? Bu engellilere verilen ne gibi haklar var? Bunlar hakkında fikriniz var mı?

Kesin olmamakla beraber Türkiye’de yaklaşık 200.000 zihinsel engelli, 540.000 bedensel engelli, 110.000 işitme engelli ve 80.000 görme engelli var. Bu sayılar toplandığında yaklaşık bir milyon kişi ediyor. Şimdi bir de şu açıdan bakalım. Engelli ailelerinin ortalama dört-beş kişi olduğunu düşünürsek, toplamda 4 milyon kişi bu durumdan doğrudan etkileniyor. Yeterince büyük olan bu tabloda ben de yerini alanlardan biriyim.

Öncelikle sorun şu: Engellerin kaynağı nereden geliyor? Doğuştan kazanılan bu engellerin ana kaynağı nedir? Ülkemizde malesef bebek ölüm oranı binde 20 nin üzerinde. Bu durum Avrupa ülkeleri içinde kendimizle kıyaslamaya dahi layık görmeyeceğimiz Slovakya’da binde 9, Slovenya’da binde 4, Letonya’da dahi binde 15. Almanya, Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkeler binde 4-6 arasında seyrediyor. Doğumda ölüm oranı böyle olan bir ülkede doğumda doktor ihmali(hatası) ya da teknolojik yetersizlikler nedeniyle engelli olarak hayata gözlerini açmak zorunda kalan yavrularımızın sayısını varın siz düşünün. Zihinsel engelli olarak doğan çocuklarda kromozom sayılarından kaynaklanan bir hastalık yoksa bu çocuklar büyük ölçüde doktor kurbanı oluyor. Akraba evlilikleri de yadsınamayacak düzeyde. Ancak doğumda hayatlarına engel konulan bu melekler, doğum sonrasında bilinçli bir fizyoterapi görmediklerinden bu engelin büyüklüğü zamanla artıyor ya da tedavi edilemez duruma geliyor.

Engelliler içinde malesef zihinsel engellilerin tedavisinde doktorlar diğer engellere neden olan hastalıklara nazaran oldukça geride kaldılar. Zaten bu konuda dünya tıbbının da pek ileride olduğu söylenemez. Sağır ve dilsizler okulları 50 yıl önce de varken, zihinsel engelliler eğitim merkezlerinin mazisi 25 yılı ancak buluyor. Bugün Türkiye’nin bir çok şehrinde hatta ilçelerinde zihinsel engelliler eğitim ve rehabilitasyon okulları var. Bu okulların çoğusu özel ve kurumsallaşmamış teşebbüsler. Ne güzel ki, bir kaç on yıl önce büyük şehirlerde tek tük olan zihinsel ve bedensel engellilere dönük okullar varken, bugün sadece otizme özel eğitim merkezleri dahi çou şehirde mevcut, diğer okular ise ilçelere kadar yayılmış durumda.

Son 7 yılda, özellikle görme engelli İstanbul Milletvekili Lokman Ayva’nın gayretleriyle engelliler kanunen çağdaş haklara sahip olabildi. Örneğin, devlet bugün engellilerin özel eğitimi için ödenek ve ailede kişi başına düşen gelir asgari ücretin üçte ikisinden az olduğu durumlarda engelliye maaş sunmakta. Ancak bu haklar çoğu kanun gibi, uygulamada eksikliğe ve istismara uğruyorlar. Ancak sanırım AB standartlarının da etkisiyle bu haklar oldukça olulu revize edildi.

Engelli ailelerinde sinir ve stres kaynaklı hastalıklara sıklıkla rastlanıyor. Yanısıra huzursuz evlilikler boşanmalara kadar gidebiliyor. Bu durumda özellikle ağır engellilerin aile içi yaşadıkları sıkıntı daha da büyük. Çevremize baktığımızda bunca engelli olmasına rağmen, neden çok fazla görmüyoruz sorusunun cevabı bu ailelerde gizli. Görmüyoruz çünkü onlara bakmıyoruz ve onlar da bize görünmüyorlar. Bize görünmüyorlar çünkü aileler toplumun tepkisinden çekindikleri için bu bireyleri dışarı çıkartmıyor. Malesef adabı zayıf, eğitimsiz insanlar kendini burada da gösteriyor. Ben engellilere dönük cehalet dolu bir çok tepkiye bizzat şahit oldum. İşte tüm bu hastalık, umutsuzluk, toplum baskısı, çaresizlik engelli ailelerinde değişik dozlarda ruhsal tramvalara sebep oluyor.

Neyse ki güzel şeyler de var. Bugün görme engelliler için de büyük bir kütüphane oluşturma gayreti var. Üstelik bunu tamamen gönüllüler yapıyor.  Boğaziçi Üniversitesi GETEM bünyesinde sesli kitap kütüphanesi büyük bir hızla kuruluyor. Üniversitenin kendi kütüphanesinde de engellilere yönelik çalışmalar var. Aynı şekilde İstanbul Üniversitesi eğitim fakültesinin de ciddi çalışmaları var. Yine bazı okulların psikoloji bölümü öğrencileri zihinsel engellilerle buluşuyor.

L. Beethoven dünyanın en kaliteli müzisyenlerinin başında gelir ve sağırdır. Hayat bazen engel tanımaz olabilir. Kör olup da resim yapan, sağır olup beste yapan, ayakları olmayıp spor yapan niceleri var. Ümidi hiç bir zaman kaybetmemek gerek.

ciğerimizin aynı yeri yanar durur
onlar ise aynı değildir
büyür serpilir
ne gariptir ki onda bir engel yoktur
hayat bazen engel tanımaz olur
onlar bir olmaz bir olur
biz ne olmaz ne olur

Bir devletin ve toplumun engellilerine sahip çıkma düzeyi, o ülkenin gelişmişlik düzeyini gösterir.

Categories: Engel, Çocuk Etiketler:,
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.