Arşiv

Archive for the ‘şiir’ Category

D i l e k (1)

Eylül 27, 2010 Yorum yapın

Hans ve Gratel ormanda yolunu kaybetmesin
kırmızı başlıklı kızı kurtlar yemesin
Yeter artık!
Kül kedisi zulüm görmesin
Beyaz atlı prens atından düşsün
Pamuk prensesi de kimse öpmesin!

Categories: Çocuk, şiir

Gönülden(I)

Mayıs 29, 2010 Yorum yapın

Herkesin yüreği mangal gibi

Herkesin yüreğinde bir aslan

Herkesin yüreği kaya gibi

…Sağlam

Bir benimki benzer saman çöpüne

Adın anıldığı zaman

Categories: şiir Etiketler:

Sunay Akın: Kız Kulesi’ndeki Kızılderili

Nisan 25, 2010 Yorum yapın

Hemencecik okunuveren tatlı bir dille acı öyküler anlatan bir kitaptan biraz söz edeceğim:Kız Kulesi’ndeki Kızılderili

Özgürlük anıtının meşalesi Kızılderililerin barış çubuğunu hiç yakmadı. Ve kadının elindeki defterde o insanlara hiç özgürlük tanınmadı.

Son yıllarda oldukça popülerleşen soykırımın Kızılderililere nasıl uygulandığından bahseden ama konusunu da sadece bununla sınırlı tutmayan kitapta çok şey bulacaksınız.

Dünya 500 yıldır aynı masalla uyutuluyor. Beyazların öldürülmeye layık gördükleri terörist olarak gösteriliyor. 70′li yıllarda Western denilen film türüne bakalım, posta arabasını durdurup masumları öldüren Kızılderililerdi. At üstünde posta arabasına saldıran Kıızlderililer acaba bu eylemlerinde ne kadar başarılıydı? İlginçtir ki atla ilk defa beyaz adam sayesinde tanıştı kızılderililer. Kızılderililerde at kültürü yoktu. Bu nedenle at üstünde hiç de iyi atıcı değillerdi. At üstünden inmeyen beyazlardı. Yalnız yerliler atla tanıştıktan sonra beyaz adamdan çok atla ilgilendiler. Kendi dillerinde atlara “Güzel İnsanlar” diyorlardı. Ancak asıl ilginç olanı 500 yıl önce uydurulan bu safsataya insanların inanışı hiç değişmedi.

Tarih kitaplarımızda şöyle yazar. Amerikayı Kristof Kolomb keşfetti, garibim yeni bir kıtayı keşfettiğinden habersiz öldü. Osmanlı bu dönemde yerinde dururken Batı’lı kaşifler dünyayı keşfetti.  Aydınlandılar. Coştular. Zenginliklerine zenginlik kattılar. Yeni bir kıtayı keşfedecek diye yola çıkan bir adam, daha sonra da defalarca gidip gelmesine rağmen, oradaki altını ve yiyecekleri hatta insanları kendi topraklarına getirip sömüren adam nasıl olurda yeni bir yer keşfettiğinin farkına varmaz. Diğer bir çelişki de Batı’nın en zayıf olduğu dönemde Doğu medeniyeti altın yüzyılını yaşarken daha iyi gemilere sahip doğulular okyanus aşmamışken nasıl olur da Batılılar aşarlar? Amerika’ya Kolomb’dan önce Japonların ve Çinlilerin gittiğine dair kanıtlar da var. Ancak hangi kaşifin rotasını oraya çevirdiğini tarih bilmiyor.

Peki Türkler? Gidebildiler mi? Hayır! Çünkü gitmelerine gerek yoktu. Türk aklının ve mantığının geçmişten günümüze değişmediğinin bir örneğiydi gitmemeleri. Amerika’dan gelen gemiler Akdeniz’e zenginlikleriyle giriyordu ancak bu gemilerden ancak Türk korsanlarının elinden kurtulanlar kendi ülkelerine bu zenginliği taşıyabiliyordu.Bir düşünelim Piri Reis, Turgut Reis, Barbaros Hayrettin gibi denizciler varken ve kitaplarımızda Akdeniz’in mutlak hakimi diye bahsedilen Türkler’in, böylesi bir zenginliği Batılılara kolayca yar etmesi de pek akılcı değildi değil mi?

Neden bizim kitabımızda Kolomb’un katliamı başlatan adam olduğu yazmaz? Neden bizim kitabımızda o dönemden bahsedilirken Kızılderililer göz ardı edilir?

Çok sevdiğim GodFather (Baba )filminin başrol oyuncusu Marlon Brando gerçekten çok baba bir adammış. Brando Oscar’ı reddeden ilk sinemacıdır. Tarihin en iyi filmi olarak gösterilen filmin başrol oyuncusu ödül almamıştır. Kahraman Brando Kızılderililer için eylemlere katılmış hayatını ortaya koymuştur.

Adolf Hitler, II. Dünya Savaşı’nda Yahudilere uyguladığı mezalimi beyazların Kızılderilileri topluca katletmesiyle öğrendi. Bir kurşun bir Kızılderili öldürüyordu. Oysa mikroplu battaniyelerde yatan Kıızlderililer bulaşıcı hastalıklarla topluca yok edilebilirdi. İşte Adolf’un kafasındaki ışık yandı ve Dachau kentinde ilk toplama kampını kurdu. Batıda hiç bitmeyen Yahudi zulmüne dünyanın bileceği en büyük zulüm imzasını çaktı.

Amerikan savaş sanayisinde kullanılan isimlerin neden Kızılderili isimleri olduğu da ayrı bir acıdır. Hem öldürüp hem de bununla övünür gibi helikopterine Apache, Comanche, Black Hawk adını vermesi vicdansızlıktır.

Hep söylenilen şeyler: Kızılderililer Türktür! Eskimolar Türktür! Yeniden tarih yazmayalım, tarihte Türk olarak bilinenler dışında  yeni Türkler yoktur. Kızılderililerin ise Türk olduğuna dair kesin kanıtlar olmadığı gibi başka ırklarla da ilişkilendiremeyiz. Çünkü Kızılderililerin kendi tarihlerini yazacak tarihçileri de yoktur.  Yaşadıkları fark edildiği gibi öldürülüşleri planlanan bir milletin tarihini kim yazabilirdi ki? Üstelik dünyada hiç bir milletle savaşmamış olduğu halde? Kızılderililerin Türkler’le kilim motifleri, dilleri, dini inanışları gibi bazı ortak özellikleri bulunabilir. O dönemde Hristiyan ya da Yahudi olmayanlar zaten Gök Tanrı ya da putlara inanıyordu. Kızılderililer bence Türk değildir çünkü atı ve savaşı bilmezler. Olası benzerlikler hemen her millet arasında görülebilecek benzerliklerdir. Tüm dünyanın Arap olarak bildiği ve kabul ettiği peygamberimiz için de Türk olduğu iddiası var. Hz. Muhammed’in Türk olduğuna dair kitap  bile yazılmıştı. Sevdiklerimizi Türk yapmadan da sahiplenebilmeyi öğrenmemiz gerekiyor.

Kitabın birbirinden ilginç olayları konu edinmesi, dilinin sadeliği ve şiirlerle süslenen anlatımı ile oldukça keyifli saatler geçireceğinizi garanti edebilirim.

Kız kulesiyle Kızılderililerin ilişkisi ise şairin yaratıcılığında gizli.

Beş Sevinç

Mart 7, 2010 Yorum yapın

Beşi bir yerde sevinçlerimin

İşte küçük evler

İşte karanfiller

Yağmurlarla gökkuşağı bir yerde

Bir de istanbul var

Galata’dan süzdüğüm…

Sarhoştum şimdi hatırlamıyorum

Dolunayla bölündü gece

Sahi ne oldu Süleymaniye’ye

Minare bir yerde

Kubbe bir yerde…

Categories: ömer, istanbul, şiir Etiketler:, , ,

Trenler ve İnsanlar

Şubat 23, 2010 Yorum yapın

İnsan biraz da trendir

Trenlere benzer hayat istasyonları

Hepimizin kaderidir tren rayları

Bilinmezliğimiz oradadır

Geleceğimiz orada

Hani her şeye hevesimiz

Hani o yaman çelişkilerimiz

Makaslara benzer taraf değiştirmemiz

Ya peşine takıldığımız güçlüler

Usul usul sözünü dinlediklerimiz

Onlar lokomotiflerdir

Sıra sıra diziliriz ardıları sıra

Aynı çileye de katlanırız seve seve

Peki hayatımıza giren tüm insanlar

Ancak bir tren yolculuğu kadar kalırlar

Kimi bir zaman kimi son durağa kadar

Zamanı gelince biletlerini keseriz

Gözlerimiz yaşlanır kimi gidince

Tren çığlığıdır serzenişimiz

Bir durur bir kalkarız

Hepimiz bir trenin vagonlarıyız

Son durağı bildiğimizden midir nedir

Ağır aksak yol alırız

Categories: şiir Etiketler:, ,

Adam Olacak Çocuk

Ocak 28, 2010 Yorum yapın

Küçükken

“Büyüdüğünde ne olacaksın?” derlerdi

“Büyük adam olacağım!” derdim

Büyüdüm

Sana aşık oldum

Categories: Çocuk, şiir Etiketler:,

Ellerin Şimdi

Ocak 21, 2010 Yorum yapın

Ellerin uzak diyarların elçisi

Suskun bir sevdanın tedirginliği şimdi

Kaç çiçek kopardın dalından

Ellerin kaç çiçeğin katili şimdi

پ        پ       پ      پ      پ

Bir nefes ısıtıyorsun ciğerlerinde

Ellerin soğuktan üşüyor şimdi

Kestim düşlerimi bileklerinden

Ellerine muhtaç değil ellerim şimdi

پ       پ       پ       پ       پ

Bakışından arda kalan soluklar

Ellerin ellerin ellerin ellerin

Gidişinden arda kalan yarınlar

Şimdi şimdi şimdi şimdi

Sevmeler çok sonra

Gitmeler şimdi

Categories: şiir Etiketler:

Merhaba

Ocak 7, 2010 Yorum yapın

Dönüyorum son kez kendime

Döndüm yeni bir yangın kuracağım

Eski bir kıvılcımın kökünden

Döndüm döndüm ki

Döndüğüm yerde değilim

Artık şarkılar sağırdır

Masallar lal

Hoşçakal iki gözüm

Hoşçakal

Categories: şiir Etiketler:

Çocuk

Ocak 4, 2010 Yorum yapın
Bir sabah vakti
Kuşkusuz bir seher vakti
Okul çantalarından öğrendim yorulmayı
Acıkmayı, lokanta camekanlarından
Her yokuşta bir ağırlık
Her inişte bir kuş tüyü bıraktım sokaklara
Annelerin güzelliğini dergi kapaklarından öğrenmedim
Benim annem kucağında bebe sallarken güzeldi
Ahmet Telli’den başkası değildi
“Çocuksun Sen” diye seslenen gaipten
Çocuksun sen
Alnına kırlangıçlar konan
Çocuksun sen
Bir rüzgar esse ellerim fesleğen kokuyor
Çocuğum
Ritmini kaybetmiş bir çarpıntının fırtınasında
Hiç büyümüyorum artık
Aslında…
İyi ki büyümüyorum
Categories: şiir Etiketler:, ,

İstanbul Masalı

Kasım 19, 2009 Yorum yapın

İstanbul Masalı
I.
Bulutların ucu tutuşur ikindi vakti
Yanarlar..Kararır gökyüzü
Derken Süleymaniye’de sela sesleri
Tarlabaşı’nda değişmiş bir adam yüzü

II.

Bir sabah vakti Haliç önünde
Serseri martıların simit kavgası
Çocuklar aktarmalı geçiyor Eminönü’ne
Soluk boruları egsoz dumanı

Categories: istanbul, şiir Etiketler:,

Yirmi küsür

Kasım 16, 2009 Yorum yapın
Yirmi küsür yaşımda öğrendim büyümenin ne olduğunu
Hastalığı yorgunluğu
Sevmenin sevilmenin ya da tam tersinin
İçimden yüreğimden
Neler koparıp rüzgara savurduğunu
Zaman ilacıdır deyip her şeyin
Vitamin niyetine de yutmayı
Birkaç avuntuyu
Ekim’05
Categories: şiir
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.