Sinemada Bir Yıldız : Kemal Sunal
Türkiye’de komedi filmi dendiğinde şüphesiz akla ilk gelen isimlerin başında Kemal Sunal gelir. Bu büyük ustanın, yıllardır unutulmayan, defalarca kez izlendiği halde toplumun bıkmadığı bu muhteşem oyuncunun keşfinden, mezarına uzanan yolcuğuna bir göz atmak istedim. Türkiye’de üretilen sanat eserleri gerek bireysel gerekse de ekip çalışmasını ön plana çıkarsın, asıl ön planda olan her zaman tek kişidir. Türkiye’ye bu açıdan kahramanlar ülkesi gözüyle bakılabilir. Örneğin dizilerde, filmlerde, oyunlarda başroldür aslolan, konserde ses sanatçısı, siyasette parti lideri, futbolda da her takımdan tek isim ön plandadır. Sanırım biraz da bunun etkisiyle Kemal Sunal filmlerinde esas olan Şaban’dır. Örneğin Kapıcılar Kralı filminde Umur Bugay’ın yazdığı ve hatta sonrasında yıllarca sürecek Bizimkiler dizisine ilham olmuş harika senaryosu izleyiciyi pek de etkilemez. Bu nedenle bu tür yapıtlarda olumlu ya da olumsuz bütün parsayı tek kişi toplamıştır. Kemal Sunal’a kronolojik olarak bakacak olursak bir yıldızın parlayışı ve zamanla o birden artan ivmenin azalıp hatta geriye sardığını göreceğiz. Ancak bu geri sayımda Sunal’ın geçmiş filmlerindeki muhteşem oyunculuğu sayesinde tahtı sarsmayacak ve halkın gözündeki bir numaralı yerini korumaya devam edecektir.
Kemal Sunal’ı keşfeden kaşif Ertem Eğilmezdir. Eğilmez, çok iyi bir yönetmen olduğu kadar iyi de bir oyuncu koçuydu. Eğilmez’in oyuncu seçiminde de usta olduğunu Zeki Alasya, Halit Akçatepe, Metin Akpınar gibi sinema tarihinin en önemli komedi oyuncularının seçimiyle de kanıtlamıştır. Kemal Sunal’ın kendi yazdığı tez çalışmasında da geçtiği gibi “at suratlı” halinin durum komedisinde önemli bir yer tutacağını anladı.
Nitekim ilk filmi Tatlı Dillim’deki neredeyse figüran diyebileceğimiz yan karakter çalışmasıyla Kemal Sunal’ın umut verdiği görüldü. Tatlı Dillim, aynı zamanda literatüre kalabalık kadrolu Arzu Film ekolü olarak geçen film serisinin de ilk filmiydi. (Bu ekolün devamı olan filmleri aşağıda irdeleyeceğiz) Henüz tam olarak profesyonel aktörlük düzeyini yakalayamamış bir Tarık Akan; sinemada biraz daha tecrübe sahibi Filiz Akın; tiyatroda bir üstad olarak anılan Münir Özkul; ve sinema maceralarında henüz birer yan karakter olarak umut vaadeden Metin Akpınar, Halit Akçatepe ve Zeki Alaysa gibi isimlerin bir araya gelip köy-kent çatışmasını mizahi bir dille anlatacak bir aşk filminde neler yapabileceği bu filmle denenmiş oldu. Sonuç gayet olumluydu. 1973 yılında Kemal Sunal, Arzu Film ekolüne iyiden iyiye alıştı. Önce Canım Kardeşim çekildi ve hüzün temasının içinde yaklaşık 1-2 dakika yer tuttu. İstanbulda yetişen biri olarak, bu iki dakikada kullandığı Kayseri şivesi kusursuzdu. Bu iki dakikalık Kayseri şivesine takılmamın nedeni ise, Eğilmez’in daha sonra bazı filmlerinde bu Kayseri takıntısına devam edeceği için Sunal’ın bu yeteneği çok önemliydi. Aynı yıl aynı ekolde “Oh Olsun” ve “Yalancı Yarim” filmleri çekildi. Hatta bir dip not olarak, “Oh Olsun” beklenen başarıyı yakalayamadığı için Eğilmez, 3 yıl sonraki Süt Kardeşler’e kadar Hale Soygazi’yle bu tip kadro filmlerinde çalışmadı. Yalancı Yarim ise muhteşem bir komedi filmine öncülük etti. Yalancı Yarim’in kalitesi sayesinde asıl proje olan Mavi Boncuk çekildi. Sunal-Akçatepe-Alasya-Akpınar grubu da iyiden iyiye kadro sinemasına ısınmıştı. Tiyatroya daha fazla meyleden Zeki- Metin ikilisi o dönem projelerinde partner olmayı seçerken, Akçatepe ve Sunal, kişisel dostlukları sayesinde filmografilerinin sonuna kadar beraber çalışma imkanı buldular. Bu dostlukta, Halit Akçatepe’nin bütün filmlerde yardımcı oyuncu olmaya gocunmadan çalışması da dikkat çeken diğer bir noktaydı.
II. Bölüm
“Mavi Boncuk” filminin çok tutmasından dolayı, kadro biraz daraltılıp daha yoğun komedi içeren ve Kayseri şivesinin sonuna kadar kullanarak güldüren “Köyden İndim Şehire” ve “Salak Milyoner” filmleri ardarda çekildi. Budala kardeşler Himmet-Saffet-Hayret ve Gayret, Münir Özkul ve Adile Naşit’le çok güzel bir etki yarattı. İkinci filmde dönemin meşhuru Kaynanalar’ın usta oyuncularından olan Tekin Akmansoy ve Leman Çıdamlı Özkul-Naşit ikilisinin yerine geçti. Ancak Ökten, bu değişiklik çok da fark yaratmadı. Bu iki filmde Kemal Sunal’a eşlik eden ilk kadın oyuncuda Meral Zeren’di. Zeren bir süre daha Sunal’a eşlik tti. Ve 1974 yılında ilk başrol filmi olan Salako çekildi. Bu defa Zeki Ökten’in yerini Atıf Yılmaz almıştı. 1975 yılında yeniden Zeki Ökten’le Hanzo ve Şaşkın Damat filmleri çekildi. Her iki film de Sunal’ın tipi üzerine kuruluydu ve bu filmler Kemal Sunal’ın en başarılı filmleri çektiği 73-78 yılları arasında biraz eğreti kaldılar. Tüm bu filmlerde yine Sunal’ın aşık olduğu kadın Meral Zeren’di. 1975 yılı efsanenin başladığı yıldı. Hababam Sınıfı ve kült olan bütün filmler 1975-1980 yılları arasında çekildi. Öyle ki aynı yıl içinde Sunal yedi film çekebilmeyi başardı. Kemal Sunal, 1 yıllık bir aradan sonra yeniden başrolden takım oyunundaki as oyuncu konumuna geçti ve ortaya Hababam Sınıfı çıktı. Eğilmez’in eski kadrosu tam takım yerini almıştı. Tarık Akan geri gelmişti, Münir Özkul grubun şefiydi, Adile Naşit, tamamı erkeklerden oluşan bir okulun Hafize Ana’sı olarak müstahdem rolündeydi. Zeki-Metin yazının başında da belirttiğim gibi kendi projelerini yaptılar. Belki de Hababam Sınıfı serisinde oynamadıklarına pişman olmuşlardır. Hababam Sınıfı’yla Meral Zeren ve Sunal’ın da birlikteliği son buldu. Eğilmez, Hababam’daki yan kadroların tamamını gazete ilanıyla bulmuştu ve muhteşem bir ahenk yaratmıştı. Bu ahenkten dolayı Hababam Sınıfı’da Rıfat Ilgaz’dan çıktı Ertem Eğilmez’e geçti. Hababam Sınıfı’nın diğer bir sonucu da Şaban karakterini doğurmasıydı. İnek Şaban modeli bu filmler serisiyle başladı ve Şaban’lı filmlerin başlama vuruşu yapılmış oldu. 76′da ikinci Hababam Sınıfı çekildi. Kartal Tibet’in Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor filmi seriyi kadroca ve konuca baltalamış ve kaliteyi aşağıçekmiş olsada Hababam Sınıfı filmleri Türk Sinemasında kült filmler arasında yerini almayı başardı.
Devamı gelecek….

Rita’nın Şarkısı bu sezon gittiğim ilk oyundu. Gitmeden önce oyunculara bakınca, Çetin Tekindor’u gördüğümde ağır bir oyun olduğunu düşündüm. Öyle ya Çetin Tekindor bize hemen Babam ve Oğlum’dan “Duraydım burda açaydım kollarımı…” diyerek içimizi titreten babayı hatırlatıyor. İkide bir de Türkçe’ye tercüme edilmiş şarkılar dinleyeceğimi umuyordum. Oyun hakkında internette yazılanları okuduktan sonra bu düşüncelerimden eser kalmadı. Oyuna büyük beklentilerle gittim.
Yazan: Willy Russel
Çeviren: Sevgi Şanlı
Yöneten: Işıl Kasapoğlu
Dekor Tasarım: Hakan Dündar
Giysi Tasarım: Esra Selah
Işık Tasarım: Özer Kuşkaya
Dramaturg: Canan Kırımsoy
Müzik: Joel Simson
Oyuncular : Tülay Günal, Çetin Tekindor